Küreselleşme ve globalleşmenin bir sonucu olarak ortaya çıkan beynelmilel hukukun tarihi çok eski dönemlere kadar dayanır. Ancak eski dönemlerde daha dar kapsam içerisinde icra edilen global hukuk, günümüz teknolojik gelişmeleri ve iletişimin yaygınlaşması ile yoğunlaşan ilişkileri, her açından ele alarak düzenlemektedir. Bu bakımdan uluslar arası hukuku, global sistemin işleyişini nizama sokan ve düzenini sağlayan bir hukuki temel olarak görebiliriz. Bu bakımdan, iki farklı global hukuk vardır. uluslar arası genel hukuk, uluslar arası özel hukuk.
Uluslar arası özel hukuk, global faaliyetlerin her birini düzenler ve tanımlar. Kamu hukuku ise, devletler arasındaki ilişkileri ortaya koyar ve bunları düzenler.  Bu hukuk dalının iç hukuktan farklı olduğunu not edelim. Çünkü iç hukuk düzeni ve sistemi, global faaliyetleri düzene koyan uluslar arası hukuka göre çok daha katı bir hukuk modelidir. Uluslar arası hukuk ise, katı değildir ve bu hukukun uygulanmasına yönelik tedbirler kısmen alınmıştır. Bunun nedeni, ulus devletlerin hedefinin egemenlik olmasıdır. Bu durum, ulus devletlerin dışarıdan dayatılan bir hukuka bağlılıklarını zayıflatmaktadır. Devletlerin uluslar arası hukuktaki ilkelerin yanı sıra, kendi egemenliklerine çok daha fazla önem vermeleri bu alana yönelik konulan kural ve ilkelerin çıkarlara uygun olmaması halinde ihlal edilmesine neden olabilir.

Uluslar arası hukuk kaynakları nelerdir?

Uluslararası Adalet Divanı’nda yer alan 38.madde, global hukukun ve işleyişin kaynaklarını açıklar. Bu bakımdan, devletlerin kendi aralarında yaptıkları anlaşmalar, uluslar arası gelenekler, hukukun kabul edilen genel ilkeleri ve prensipleri, yargı kararları, BM kararları uluslararası hukukun dayanağını oluşturur. Uluslar arası gelenekler, yumuşak yasa olarak da ifade edilir. Uzun dönemler boyunca iki ülke arasında yazılı olmadan devam eden iyi ilişkiler buna örnek teşkil edebilir. Yargı kararları ise, dünya mahkemesi tarafından alınan kararları ifade eder. Ancak uluslar arası hukuk alanında uzmanlaşan kişiler tarafından ortaya atılan görüş ve yazılar da kabul edilebilir.
Uluslar arası insani hukuk, iki devlet arasındaki savaş esnasındaki kuralları belirler. Bu kurallara göre, güç kullanımı yasaktır. Ancak güvenlik konseyi kararı ve meşru bir müdafaa durumunun söz konusu olması halinde kullanılabilir. Bu kurallara uyulmaması halinde uygulanacak ceza ve tedbirler, uluslar arası ceza hukuku ile belirlenmiştir. Bu hukuk; savaş, terör, uyuşturucu gibi suçlara yönelik cezaları kapsar. Sadece devletlere değil, ulus aşırı suç işleyen kişilerin de yargılanmasını sağlar.