Ülkemizde engellilere yönelik pozitif ayrımcılık ile vergisel avantajlar  gelir vergisi, kurumlar vergisi, katma değer vergisi, özel tüketim vergisi, emlak vergisi, motorlu taşıtlar vergisi, gümrük vergisi vb. vergi kanunlarında uygulanmaktadır.
488 sayılı Damga Vergisi Kanunu ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nda engelliler lehine özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nda yer alan istisna uygulaması engel durumunun ya da engellilik ölçüsünün istisnadan yararlanıp yararlanamayacağına göre belirlenmektedir.
T.C. Anayasası 2’nci maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin “sosyal bir hukuk devleti” olduğunu, 5’inci maddesinde ise devletin temel amaç ve görevi başlığında “kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak” şeklinde görevlerini ve sosyal hukuk devletini sınırlandıran siyasal, ekonomik ve sosyal engellerin kaldırılmasının gerektiği, 73’ncü maddedeki vergi ödevinin “engellilere yönelik vergi avantajlarının oluşacak vergi kaybı boyutuyla değil, sosyal amaçla yapılan vergi harcaması boyutuyla değerlendirilmesi” ve değerlendirmenin avantajlar, istisnalar ve muafiyetler olarak düzenlemesi gereklidir.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanun’un md.17/4-s bendindeki; “engellilerin eğitimleri, meslekleri, günlük yaşamları için özel olarak üretilmiş her türlü araç-gereç ve özel bilgisayar programları” şeklinde düzenlenen istisna 5378 sayılı Engelliler Kanunu, engellilerin önlerindeki bütün engelleri kaldırmak için sosyal amaçla getirilen istisnalardandır. Ancak  “özel olarak üretilmiş her türlü araç-gereç” hükmünün otomobilleri kapsayıp kapsamadığı konusunda tartışmalar bulunmaktadır.  Maliye Bakanlığı’nın 110 Numaralı Katma Değer Vergisi Genel Tebliği ve Uygulama Tebliği ile binek otomobillerin “münhasıran özürlülerin eğitimleri, meslekleri, günlük yaşamlarında kullanmaları için özel olarak üretilmiş her türlü araç-gereç” kapsamında olmadığı belirtilmiştir. Yine Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı 21.11.2011 tarihinde verdiği Özelgede “Bu kapsamda; özürlüler için üretilmiş motorsuz bisikletler, diğer motorsuz tekerlekli taşıtlar, tekerlekli koltuklar ve benzerlerinin teslimi Kanunun 17/4-s maddesi gereğince istisna kapsamında kabul edilecektir. Buna göre, özel tertibatlı da olsa binek otomobilleri dahil kara nakil vasıtaları istisna kapsamında mütalaa edilmediğinden bu araçların tesliminde KDV hesaplanacaktır.” demiştir. Danıştay 3. Daire’nin 22.09.2011 Tarih, 2011/3445 E. Ve 2011/5067 sayılı kararı  (3.1.2012 Tarih ve 28162 sayılı Resmi Gazete) da motorlu taşıtların “her türlü araç-gereç” kapsamında sayılamayacağı şeklindedir.