3194 SAYILI İMAR KANUNU KAPSAMINDA VERİLEN İDARİ PARA CEZALARINA KARŞI DAVA YOLU

1. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun “İdari Müeyyideler” başlıklı 42’nci maddesinin ilk fıkrasında göre: “Bu maddede belirtilen ve imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tespit edildiği tarihten itibaren on iş günü içinde ilgili idare encümenince sorumlular hakkında, üstlenilen her bir sorumluluk için ayrı ayrı olarak bu maddede belirtilen idari müeyyideler uygulanır.” Maddenin takip eden fıkralarında ise Kanuna aykırılık teşkil eden eylemlere, bu eylemlerden srumulu olan kişilere ve verilecek para cezasının miktar ve hesaplanmasına dair hususlara yer verilmiştir. Ancak bu idari para cezalarına karşı  itiraz veya dava yolu açısından görevli olan mahkeme gösterilmemiştir.

2. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Genel Kanun Niteliği” başlıklı 3’üncü maddesine göre: “(1) Bu Kanunun; a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde; b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır.”

5326 sayılı Kanunun 16’ncı maddesine göre: ” Kabahatler karşılığında uygulanacak olan idarî yaptırımlar, idarî para cezası ve idarî tedbirlerden ibarettir.3194 sayılı Kanunun 42’nci maddesinde yer alan para cezalarının da 16’ncı maddede belirtilen idari yaptırım türlerinden biri olduğu aşikardır.

Yine aynı Kanunun “Başvuru Yolu” başlıklı 27’nci maddesinin ilk fıkrası uyarınca; İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idarî yaptırım kararı kesinleşir.

İlk fıkrada yer verilmiş olan bu düzenleme (ayrıca özel kanunda başvuru yolunun belirtilmemesi halinde) uygulanacak olan kanun yoludur. Ancak 3194 sayılı İmar Kanunu kapsamında verilen idari para cezaları bakımından 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27/8 maddesinin uygulanması gerekmektedir: ” İdarî yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idarî yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idarî yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işlemin iptali talebiyle birlikte idarî yargı merciinde görülür.” Bu madde gereğince İmar Kanunu kapsamında verilmiş olan idari para cezalarına karşı İdare Mahkemesi nezdinde iptal davası açılması gerekmektedir.

Anayasa Mahkemesi’nin 05.04.2007 tarihli 2007/35 Esas 2007/36 Karar sayılı kararında özetle : “…
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesinde, ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapıların inşaatının idarece derhal durdurulması ve ruhsata uygun hale getirilmemesi halinde yıktırılması, 42. maddesinde de ruhsat alınmadan veya ruhsat veya eklerine veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine ve müteahhidine para cezası verilmesi öngörülmektedir.

İmar Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca verilen para cezaları, bir yapının ruhsatsız veya ruhsata aykırı veya imar mevzuatına aykırı yapıldığının tespit edilmesi anlamını taşımaktadır.

Uygulamada söz konusu aykırılığın tespiti, devam eden inşaatlarda yapı tatil zaptı, tamamlanmış olan yapılarda ise yapı tespit zaptı düzenlenmesiyle gerçekleşmekte ve bu suretle idari işlem kimliğine bürünmektedir.

Söz konusu işlemler, yerleşik yargı kararlarında idari davaya konu oluşturabilecek nitelikte idari işlemler olarak kabul edilmektedirler.

Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesi, “idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması hali”nin varlığını aramaktadır.

Bu çerçevede, İmar Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca para cezası verilmesi işlemi, imar mevzuatına aykırı bir yapılanmanın tespiti, önlenmesi veya giderilmesine yönelik idari bir işlemin devamı niteliğinde olduğundan, Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesinin (8) numaralı fıkrası uyarınca idari yaptırım kararının yanı sıra idari yargının görev alanına giren başka bir kararın da verilmiş olduğunun ve buna bağlı olarak söz konusu para cezalarına karşı açılacak davalarda idari yargının görevli olduğunun kabulü gerekmektedir.…” şeklinde gerekçelere yer verilerek 3194 sayılı İmar Kanunu 42’nci madde uyarınca verilen cezaların, aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararlarla birlikte verildiği ifade edilerek görev yerinin idari yargı olduğu ifade edilmiştir.

Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 13.03.2017 tarihli 2017/136 Esas 2017/181 Karar sayılı kararında da : “… İncelenen uyuşmazlıkta, öngörülen idari para cezasının 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırım türlerinden biri olduğu, 3194 sayılı İmar Kanunu’nda da idari para cezasına itiraz konusunda görevli mahkemenin gösterilmediği, ancak; idari para cezasına konu yapı ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararın (ruhsatsız yapının imara uygun hale getirilmesi ve aykırı yerlerin yıktırılması için bir ay süre verilmesine) da verildiği anlaşıldığından; idari para cezasına ilişkin kararın hukuka aykırılığı iddiasının da, idari yargı yerinde görüleceği kuşkusuzdur.…” şeklindeki gerekçelerle, yukarıda yer alan karara da atıf yapılarak, İmar Kanunu madde 42’de yer alan para cezalarına karşı idari yargı yerlerinin görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

3. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42’nci maddesinden verilen idari para cezalarına karşı İdare Mahkemeleri nezdinde dava açılacağı hususunu netleştirmiş durumdayız. Bununla birlikte davanın ne kadar süre içinde açılması gerektiğini de ortaya koymak gerekmektedir:

Uygulamada İmar İdari Para Cezaları ile ilgili gönderilen tebligatlarda, bazen başvurulacak mercilere ve başvuru sürelerine dair hiçbir açıklamaya yer verilmediği görülürken bazen de İdare Mahkemesine itirazın 15 veya 30 günlük sürelere tabi olduğu gibi ibarelere yer verildiği görülmektedir. Elbette ki idare tarafından dava açma süresinin yanlış olarak verilmesi, ilgililerin hakkı olan dava açma süresini kısaltmayacaktır. Bu konuda Danıştay Dava Daireleri tarafından verilen kararlarda, davacıların genel dava açma süresi olan 60 günlük süreden yararlandırıldıkları görülmektedir. 

3194 sayılı Kanunda başvurulacak görevli mahkeme zikredilmediği gibi başvuru süresine dair bir hüküm de yer almamaktadır. Bu halde İdare Mahkemelerine dava açılmasında genel sürenin geçerli olacağı anlaşılmaktadır: 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu “Dava Açma Süresi” başlıklı 7’nci maddesine göre: Dava açma süresi, özel kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde idare mahkemelerinde altmış gündür.
Netice olarak 3194 sayılı İmar Kanunu 42’ye göre verilen cezalara karşı İdare Mahkemeleri nezdinde, idari yaptırım kararının ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren en geç 60 gün içinde dava açılması mümkündür. 

4. Nihayetinde açılacak olan davanın hangi yerdeki (yetkili) İdare Mahkemesi nezdinde açılacağı hususuna da değinmek gerekir. Yetkili idare Mahkemesinin tespitinde de genel kurallara başvurmak gerekmektedir:

2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu “Taşınmaz Mallara İlişkin Davalarda Yetki” başlıklı 34/1 maddesine göre: İmar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskan gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygunlanmasında veya bunlara bağlı her türlü haklara veya kamu mallarına ilişkin idari davalarda yetkili mahkeme taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesidir.

Örneğin Çanakkale İl sınırları içerisinde mevcut bir yapının İmar Kanunu’na aykırı olarak yapıldığından bahisle 42’nci madde uyarınca verilen idari para cezasına karşı, Çanakkale İdare Mahkemesi’ne 60 gün içerisinde dava açmak gerekmektedir.